İliklerime kadar hissediyorum varlığımı.. Bedenim kenetlenmiş.. Nefesini hissediyor tenim.. 

Ay’dayım sanki.. 

O kadar güzel ki.. Kedi mırıltısı gibi.. Hiç bilmediğim bir güven.. Kumsal misali bir huzur.. 

O kadar gerçek ki.. Sonunda hissettirdikleriyle yaşlar bırakıyorum.. Gözüm ışığa ilk değdiğinde tanıştığım yaşlar.. Çok eskilerden şimdilere sakladığım yaşlar.. 

Bütün pişmanlıklarım.. Kızgınlıklarım.. Kirlettiğim masum çarşaflar.. Yüzümdeki yalanlar.. Şimdi bir bir karşımdalar.. 

cerenkys:

Midnight Yoga #yingyang #candle #meditate #peace #serenity #awakening #lyrical

cerenkys:

Midnight Yoga #yingyang #candle #meditate #peace #serenity #awakening #lyrical

cross-connect:

Portraits of famous people by Em Månsson

Tumblr | Facebook

Posted to Cross Connect by Miyuki

(via cerenkys)

Louis Armstrong - La Vie En Rose [LIVE 1959 Belgium].flv

Jede Revolution brauch ein Lied.. 

Sevgili sayın bayım.. 

Bir şarkı takıldı kulağıma ki sormayın..

”ve olamadı aşk”:  senden geriye.. susmak bilmeyen o son hece.. dünden geceye.. benden öteye.. orospu dolu bir kaç kadın.. o da sözde!

Senin borunun öttüğü, o sevgi pıtırcığı olduğum anlarım ancak bu kadar şereflenebilirdi bir şarkıyla.. 

Muazzam kontrolsüz bir ruh hali hakimiyetindeyim.. Sen de farkındasın.. Hesap - kitap işleri ile uğraşmak istemiyorum, ama biraz sükunete kavuşmakta fayda var.. Zira ”hissettiğimdir anım ve anımı dibine kadar yaşarım” ana fikri ile taçlandırdığım zaman dilimleri maalesef her geçen gün, mide bulandırıcı bir şekilde beni daha fazla tutuklaştırıyor. Tribal enfeksiyon günbegün, düşündürücü bir şekilde kanıma işlemekte.. Aslında bu reaksiyonlar neye delalet bende bilmiyorum! Buna karşılık karşımda ereksiyon haline sıkışmış varlığının olması işi en trajik ve bir o kadar da acınası kısmı.. 

Yüce evrenusun adalet anlayışı mıdır ki acaba bu sahi? Yoksa işin kolayı boku evrenusa atmak mıdır? Belki de birilerinin ahıdır üzerime düşen lanetin.. 

Bilemedim.. 

'Mış mış da miş miş' den bir adım öteye geçemeyen aciz cümlelerine karşı yaşatmakta olduğum tutku, baya baya romantik komedi tadında film kıvamını alma yolunda aslında.. Ruhum, zaman zaman bir deli gömleğinde hissine kapılasada, yaşattıklarınla doyumsuzca besleniyor.. Garip bir zevk alma durumuna dönüşmeye başladı bu tutukluk.. İşin güzel kısmı benliğim bunu içinde tutmaktan sıkıldı, bunun yerine iyiden iyiye kusmaya başladı..  

Kalemlerle sayfalara.. Fırçalarla duvarlara.. Çığlıklarla boşluklara.. Ellerle yataklara..

O kadar güzel ayinler ki bunlar, senin içime akıttığın o sıcak suyun tatminkarlığını, saatlerce aynı hazda yaşatıyor.. Yıldızları gösteriyor.. 

Dodistan’ da bir karnaval havası.. Sokaklarda dans eden çıplak ayaklı insanlar.. Her yer rengarenk.. Kutsal şarap yağıyor gökten.. ve bedenler bütün kirlerinden arınıyor..

Aslında koca bir paradoksdan ibaret herşey.. Çünkü sanırım sürükleyici olan sen değilsin.. Sayende çıkardığım sesler.. hisler.. Benliğimle uzun zamandır bu kadar buluşmamıştım..

Korkutan kısmı kustukça rahatlıyorum ve rahatladıkça sanki uzaklaşıyorum.. Sanki miladını dolduruyor bazı şeyler.. ve ben bunu aslında hiç istemiyorum.. Öyle gerçek bir haz ki putlaşsın ve kendimi kaybettikçe karşıma çıksın istiyorum.. 

Falan falan.. 

Öyle işte.. 

image

In einem alten Gebäude gibt es eine kleine Wohnung, die grosse Fenster hat..

Sehr hell und fast leer..

In einer Ecke steht mein Bett direkt auf dem Boden.. Vielleicht ist das einzige grosse Möbelstück in meinem Haus..

Eine Küche, wo ich gerne koche..

und meine Musik.. meine Bücher..

Manche bestimmte Sachen..

Wenn ich nach Hause komme, begrüsst mich meine Katze..

Es gibt einen Balkon, auf dem ich ein Glas Wein trinke und rauche, wenn ich mich erhole..

Manchmal kommen meine engen Freunde zu mir.. Weil sie glauben, dass mein Haus ihr Hafen ist..

Es gibt keine Grenzen..

Ein Haus, wo ich meine Freiheit geniessen kann!

Ich stelle mir vor, dass ich in diesem Haus lebe..

Ich würde mich fühlen, als ob ich in meinem meiner eigene Galaxie wäre.. Die Galaxie, die nur mir gehört!

Diese Wohnung muss unbedingt in Istanbul sein..

Es wäre gut, wenn ich den Galataturm sehe, wenn ich aus dem Fenster schaue. 

Wenn ich in diesem Haus lebe, habe ich Möglichkeiten, die Istanbuls Stimmung zu hören und wenn ich sie höre, fühle ich mich immer zu Hause.. 

DIE NACH DER REVOLUTION FLIEGENDEN PINGUINE

Vor ungefähr zwanzig Tagen geschah in der Türkei etwas Interessantes.

Die türkische Regierung wollte in der Türkei einen wichtigen Park zerstören, der Gezi Parkı heisst und viele Bäume hat. c.a. vierzig Pinguine, die das hörten, flogen nach Istanbul, obwohl sie normalerweise nicht fliegen können. Dann bildeten die Pinguine eine aus Fleisch gewordene Mauer für diese Bäume und fingen an Widerstand zu leisten.

Die Regierung wusste nicht, was sie machen sollte und sagte, diese Pinguine seien keine ehrlichen Pinguine. Das könne nicht sein. Sie seien Menschen, die Alkoholiker, Marginale sind und sich ein Pinguinekostüm anziehen.

Der Widerstand fing mit vierzig Pinguinen an, aber um die ganzen Welt flogen viele Pinguine nach Istanbul, zur Unterstützung. Auch schlafende Leute unterstützten diesen Widerstand. Laut einer einzigen Zeitung, die ”die Stimme des Volkes” heisst, sind jetzt vermutlich tausende Pinguine und Menschen zusammen auf der Strasse in der Türkei. Natürlich verbreitete sich dieser Widerstand auch in andere Städte, sogar andere Länder.

Die Pinguine sagten, ihre Nachkommenschaft sterbe aus und sie müssen an die Luft denken. Ein gesunder Baum bedeutet frische Luft!

Andererseits zeigt CNN TÜrk die noch immer schlafenden Leute während des Widerstandes, dass die Pinguine keine Probleme haben, sondern ganz glücklich leben. Deswegen waren die Pinguine auch verärgert.

Ungefaehr zwanzig Tage dauerte der Widerstand. 

Die Pinguine fliegen  und das Volk rennt auf die Revolution zu.

von einem capulcu.

                                                                                            (Juni/2013) 

Ethem.. Mehmet.. Abdullah.. Medeni.. Ali İsmail.. Ahmet..

Gölgesinde kitap okduğum ağaçları kesmek istediğin için ordaydılar!
Arkadaşlarımla oturup, hayaller kurduğum parkları yok etmek istediğin için ordaydılar!
Kültürümü yıkıp yerine alışverişmerkezi yapmak istediğin için ordaydılar!
Beni komşularıma düşman ettiğin için ordaydılar!
İnançlı arkadaşlarımla aramı açmak istediğin için ordaydılar!
Memleketi dar ettiğin azınlıklar için ordaydılar!
Üç maymunu oynattığın medya yüzünden ordaydılar!
Şuursuzca ne giydiğime karışma haddini kendinde bulabildiğin için ordaydılar!
Bedenimi aç fantazilerine maruz etmiş olacaksın ki, o pis ellerini uzatmaktan çekinmedin. Bunun için ordaydılar!
Bana kaç çocuk doğurmam gerektiğini söylediğin için ordaydılar!
Porno keyfime karıştığın için ordaydılar!
Cinsel yönelimim ve cinsiyet kimliğim yüzünden sokakta huzurlu yürütmediğin için ordaydılar!
Vasfının getirdiği işleri yapmak yerine, kanımdaki alkol değerine kafa yorduğun için ordaydılar!
Afkurduğun hakaretler yüzünden ordaydılar!
Ülkeden sürdüğün düşünürler için ordaydılar!
Bir deliğe tıktığın ve işkencelere maruz bıraktığın yazarlar için ordaydılar!
Sokaklarda dolaştırdığın tecavüzcülere isyan ettikleri için ordaydılar!
Güvenliğimi emanet ettiğin ama insan görünce azan kuduzlar yüzünden ordaydılar! 
Senin göz diktiğin özgürlüğümü korumak için ordaydılar! 
Senin ağzına sakız ettiğin namusumu şirretinden korumak istedikleri için ordaydılar!

Kısacası Usta, hesap sormak için ordaydılar..

Sandın ki sen, onlar öldü! Sandın ki eksildik biz biraz daha.. O küçük beyninde kurduğun hesaplara inanarak sandın ki kaybettik biz.. Yanılıyorsun Usta.. Onlar ölmediler.. Öldüremediniz.. Öldüremezsiniz.. 
İnsanlığınızı sattığınız ve arkasına sığındığınız o güç değil, yürek ister bazı şeyler.. ve yürekli insanlar ölmez.. Siz değil, abileriniz gelse öldüremezler!..

Az çıkarsan gaganı alıcan kokuyu Usta! Bak ne kadar çoklar.. Ahmetler.. Ali İsmailler.. Medeniler.. Abdullahlar.. Mehmetler.. Ethemler.. 

Bir düşünsene Usta! 
Ölüm dediğin nedir ki? Allah göstermesin hastalık dediğin bir geldi mi.. bir varsın.. bir yoksun!.. 

Zor olan hep yaşamak! Ahmet gibi.. Ali İsmail gibi.. Medeni gibi.. Abdullah gibi.. Mehmet gibi.. Ethem gibi.. 

Ethem.. Mehmet.. Abdullah.. Medeni.. Ali İsmail.. Ahmet..

Gölgesinde kitap okduğum ağaçları kesmek istediğin için ordaydılar!

Arkadaşlarımla oturup, hayaller kurduğum parkları yok etmek istediğin için ordaydılar!

Kültürümü yıkıp yerine alışverişmerkezi yapmak istediğin için ordaydılar!

Beni komşularıma düşman ettiğin için ordaydılar!

İnançlı arkadaşlarımla aramı açmak istediğin için ordaydılar!

Memleketi dar ettiğin azınlıklar için ordaydılar!

Üç maymunu oynattığın medya yüzünden ordaydılar!

Şuursuzca ne giydiğime karışma haddini kendinde bulabildiğin için ordaydılar!

Bedenimi aç fantazilerine maruz etmiş olacaksın ki, o pis ellerini uzatmaktan çekinmedin. Bunun için ordaydılar!

Bana kaç çocuk doğurmam gerektiğini söylediğin için ordaydılar!

Porno keyfime karıştığın için ordaydılar!

Cinsel yönelimim ve cinsiyet kimliğim yüzünden sokakta huzurlu yürütmediğin için ordaydılar!

Vasfının getirdiği işleri yapmak yerine, kanımdaki alkol değerine kafa yorduğun için ordaydılar!

Afkurduğun hakaretler yüzünden ordaydılar!

Ülkeden sürdüğün düşünürler için ordaydılar!

Bir deliğe tıktığın ve işkencelere maruz bıraktığın yazarlar için ordaydılar!

Sokaklarda dolaştırdığın tecavüzcülere isyan ettikleri için ordaydılar!

Güvenliğimi emanet ettiğin ama insan görünce azan kuduzlar yüzünden ordaydılar! 

Senin göz diktiğin özgürlüğümü korumak için ordaydılar! 

Senin ağzına sakız ettiğin namusumu şirretinden korumak istedikleri için ordaydılar!

Kısacası Usta, hesap sormak için ordaydılar..

Sandın ki sen, onlar öldü! Sandın ki eksildik biz biraz daha.. O küçük beyninde kurduğun hesaplara inanarak sandın ki kaybettik biz.. Yanılıyorsun Usta.. Onlar ölmediler.. Öldüremediniz.. Öldüremezsiniz.. 

İnsanlığınızı sattığınız ve arkasına sığındığınız o güç değil, yürek ister bazı şeyler.. ve yürekli insanlar ölmez.. Siz değil, abileriniz gelse öldüremezler!..

Az çıkarsan gaganı alıcan kokuyu Usta! Bak ne kadar çoklar.. Ahmetler.. Ali İsmailler.. Medeniler.. Abdullahlar.. Mehmetler.. Ethemler.. 

Bir düşünsene Usta! 

Ölüm dediğin nedir ki? Allah göstermesin hastalık dediğin bir geldi mi.. bir varsın.. bir yoksun!.. 

Zor olan hep yaşamak! Ahmet gibi.. Ali İsmail gibi.. Medeni gibi.. Abdullah gibi.. Mehmet gibi.. Ethem gibi.. 

sit down.

sit down.

-The first image referenced in the Vatican pedophilia. -The second image the child sexual abuse in tourism in Thailand. -The third refers to the war in Syria. -The fourth image refers to trafficking in organs on the black market, where most of the victims are children of poor countries. -The fifth refers to free U.S. weapons.-The sixth image refers to obesity, blaming the big fast food companies
 

-The first image referenced in the Vatican pedophilia. 
-The second image the child sexual abuse in tourism in Thailand. 
-The third refers to the war in Syria. 
-The fourth image refers to trafficking in organs on the black market, where most of the victims are children of poor countries. 
-The fifth refers to free U.S. weapons.
-The sixth image refers to obesity, blaming the big fast food companies